Bir Gün, Gece
Bir Gün, Gece
İstanbul’u 1999 depreminden çok daha büyük bir deprem vurur. Avrupa yakasında ayakta kalabilen bina sayısı çok azdır. 24 saat içinde ikinci bir deprem Anadolu yakasının da ilkinde az hasar görmüş yerlerini yıkar. Ölü sayısını tahmin etmek imkansızdır. İstanbul perişan olmuştur, ayakta kalmayı başarabilen binalarda yaşayanlar bu sefer soğuğa, açlığa dayanmaya çalışmaktadırlar.
Tüm dünyadan yardım kipleri yola çıkar ama ilk depremle Trakya tarafındaki bütün yollar tahrip olur. İkinci depremde ise İzmit’teki Tüpraşın patlaması sonucu hem karayolu kalmaz hem de rafinerinin yangınından çıkan duman hava trafiğini zorlaştırır.
Fransa da yaşayan Türk asıllı Sinan Laforge istihbarat servisinde üst düzey bir görevlidir. Avrupa Birliği yapılan yardımları organize etmesi ve ekonomisi çöken Türkiye’yi paylaşırken daha büyük bir pay alabilmek için onu İstanbul’la gönderir.
Afet bölgesinde sağ kalmayı başaranlar için yardım götürdüklerini söyleyen gerek Avrupa Birliği ülkeleri, gerek ABD gerekse Rusya’nın asıl amacı zaten çok borcu olan Türkiye’nin ekonomisinin can damarları yıkıldıktan sonra borçlarının altından kalkamayacağını düşünmeleri. Buda onların Türkiye’yi parçalama isteklerini depreştirir. Bunun için ellerine kaçıramayacakları bir fırsat geçmiştir.
Amerika insani yardım ve hastane gemilerinin yanı sıra hiçbir çekince görmeden savaş gemilerini de Ege denizinden Çanakkale boğazına yaklaştırmaktadır. Yıllardır yok denilen petrol birdenbire fışkırır Türkiye topraklarında.
Rusya’nın boğazlar üzerinde hakimiyet isteği kabarır, Avrupa Birliği ise denge oluşturmaya Türkiye pastasından alabileceği en büyük payı almaya çalışmaktadır.
Avrupa Birliği komisyonunun başkanı Sinan’ın ise istihbaratta görevli ajan Nejla ve eski okul arkadaşı Hilmi’nin de yardımıyla bu parçalanmayı durdurmak veya en azından Türkiye’ye biraz pazarlık şansı verebilmek için görevi olmayan planlar yapar. Bunun için ordu komutanıyla görüşürler. Onun da desteğiyle gereken yerlere saldırılarda bulunurlar.