Âdetinizi göreceksiniz

Türk yazın tarihinde Leyla Hanım diye anılan iki Leyla vardır ki, ilki 1848'de öldüğü için salt 'hanım' kalmış, diğeri 1936'ya değin yaşayıp Saz soyadını almıştır. Anlatacağım öykü doğru mu eğri mi, dedikodudan mı ibarettir yoksa yakıştırma mıdır, emin...

Yazının Devamı

Turangalila

İstanbul'u arkada bıraktım yine. İçimde bir duygu yumağı daha. Hasretin de çilesi sarılırmış, çoktan öğrendim. On altı yıldır ibrişim eğirdim, çile çile. Yazılar ördüm, aşklar ördüm, dostluklar ördüm. Bir ucunu sılaya bağladım, öteki ucunu sıkı sıkı elimde tuttum. Sağlam...

Yazının Devamı

Türk'ün rengiyle dengi

Türkçe, inanılmaz güzel bir dil. Tınısı hoş, oyunları eğlenceli, yaratıcılığa elverişli ve lezzetli. Güzelliğine 'inanılmaz' dememin nedeni var: Kimileri inanmıyorlar. Yarı Türkçe, yarı İngilizce, benim İngiltürk adını taktığım garip bir dil konuşuyorlar. Dillerindeki karışıklık, kafalarında da mevcut...

Yazının Devamı

Haklar ve gaklar (2)

Eliahu İnbal, ilk kemanını altı yaşında, minicik elleriyle kendisi imal etti. On iki yaşında, ilk orkestrasını yönetti. Halen ecdadını katleden milletin ülkesinde, Berlin Senfoni Orkestrası'nın şefi. Anladığınız gibi İnbal, İsrailli bir yönetmen ve dünyanın en iyilerinden...

Yazının Devamı

Haklar ve gaklar

Bir zamanlar çok modaydı, 'Hak verilmez alınır!' diye bağırılırdı. Düşünce, özünde doğruydu. Ancak yöntem bağırıp çağırmak değildi galiba. Bağırdık bağırdık, hak verilmediği gibi, elimizdekiler de alındı. Elimizde de pek bir şey yoktu aslında, sınırsız ve özgür düşünmeye...

Yazının Devamı